Hislerimiz

Sizin de bazen midenize veya göğsünüze taş oturmuş hissine kapıldığınız olmuyor mu? O sancılı zamanlar, uykunun en kuytu yerinde sizi çekip çıkartarak aniden dünyaya getiriyor. O anda benliğinizin bütün hücrelerinde zorla çalmaya kalkışan o hüzünlü şarkı ve kafanızın hiçbir şey duymak istemediği halde onca şey duyması. Evet evet haklısınız biz bunları çok yaşadık, biz kalbi olanlar yani.

Bana sorarsanız bunun  farkında olmanın ‘ getirdiği varoluşsal bir sancı olduğu kanısındayım. Ve dozunda yaşadığımız sürece mübahtır.

Bu sancı sizin mutlu bir anınızda aklınıza Afrika’da açlıktan ölen çocukları, o esnada dünyanın başka bir yerinde işkence edilerek öldürülen insanları, yanan ormanları, soyunu tükettiğimiz hayvanları ve  yolunu kaybetmiş bir insanlığı, nesli daha saysam sayfalar sürecek yaşanılan bu olayları aklınıza ve kalbinize getirir.

O an aslında kendimize sorduğumuz soru şu olur:

Benim bunları, bu mutlu belki de beni ben yapacak ânları, yaşamaya, hissetmeye gerçekten hakkım var mı?

Tabii ki de var. Yeter ki sen aklından onları çıkarma onlar için iyi dileklerde bulun. Daha önce yazdığım gibi ‘dozunda yaşanılan her şey mübahtır.

SANCIYA ÇÖZÜM

Şimdi size oldukça kafamı kurcalayan bir konudan daha bahsetmek istiyorum;

Mutlu, sahiden mutlu hissedilen bu ânları, üzgün anlarımızdaki gibi neden yapmıyoruz?

Ben hiç üzgün olduğu zaman kendini gerçekten kötü hislere teslim eden birinin dünyanın başka yerinde başka insanlar rahatça yaşayabiliyor yahut gelecekte yaşamak ne kadar da kolay olacak teknoloji çağın ötesinde bir hâl aldı deyip kendini mutluyken üzgün yapan ancak üzgünken mutlu yapan görmedim. İnsan üzgünlüğünü yaşıyor. Bazen dozunda veya daha az ama onun verdiği bir duyguyu başka duyguya bırakmamalı. 

Eğer sizler böyle kişiler tanıyorsanız onları takip edin onların iç dünyası bilemeyeceğimiz kadar derin olabilir.

Bizler şairler gibi karnında sancı taşıyıp bunları kelimeler eşliğinde yeryüzüne bahşedemiyoruz. Ancak  farkındayız ki çektiğimiz acılar, düşündüğümüz ve hissettiğimiz o adını koyamadığımız hisler bizi günden güne emerek sömürecek ve kocaman olan yüreğimizi küçültecektir. Bu yüzden bazılarımız şiire yönelir, bazılarımız müziğe , bazılarımız resime..

Kendimize dönmemiz gerekir. Her daim başkasını düşünerek kendini kendinden yetim bırakmak doğru değildir. Elbette ki bencil davranalım, başkalarından bize ne demek değil konu. Konu senin neyi ne düzeyde yaşayıp hissettiğindir.

Hislerimiz hayatımızın merkezinde yer alır ve zamanla her ânımızı yönetmeye başlar. Bunu düzeltecek şeyler ise  ‘kendi yaşıtımız olmak’ ve ‘zamana bırakmak’ süreçlerinden geçince gerçekleşecektir.

Unutmayın ki insan dediğimiz fani yaratık dünyaya bir kez gelmelik ve gitmelik biletlere sahiptir. Neden bu yolculuğu sancılı çekelim daha mutlu olmak elimizde var iken?

YORUMLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.